Güllü Ne Zaman Çekildi? Kayseri’de Bir Genç Yetişkinin Hikâyesi
—
Hayatın bir anlamı olur mu, yoksa sadece bir dizi tesadüf mü?
Güllü’nün ne zaman çekildiğini sormak, bana öyle geliyordu ki hayatın anlamını arayan birinin sorusu gibiydi. Bu soruyu ilk kez kendime sorduğumda, Güllü’yü, biraz da bu yüzden, bir metafor gibi görmüştüm. Yani, kaybolmuş bir şeyin ardında duran, anlamını yavaş yavaş keşfettiğimiz bir parça… Ama zamanla, bir olayın, bir anın, bir yüzün çok ötesinde olduğunu anlamaya başladım. Her şeyin, aslında tam da o anlarda kaybolan, ama tekrar geri dönmeye çalışan bir şey olduğunu fark ettim.
Kayseri’nin o gri, soğuk kış sabahlarından birinde, günün en yoğun saatlerinde çalışmaya başlamıştım. Çalışıyordum çünkü günlük hayattan başka bir şeye sığınmam gerekmişti. O gün Güllü’nün çekileceğini hiç tahmin etmemiştim. Hâlâ da bir anlam veremiyorum.
Güllü’nün Çekildiği Gün
Bir hafta sonu sabahıydı, hani güneşin göz kırpmasıyla herkesin biraz daha huzurlu olduğu o sabah. Genç yaşta, biraz da tembel bir yetişkin olarak, o gün ne yapmam gerektiğini bir türlü kestiremiyordum. Bir yandan da sürekli bir huzursuzluk vardı içimde, tıpkı bu şehri terk etmeye karar veren biri gibi, ama bir türlü ne zaman gitmesi gerektiğini bulamayan biri.
Güllü, yıllardır Kayseri’deki neredeyse her mahallede bilinen o köhne çayırlık alanda, çamaşırlarını asarken birden çok daha farklı bir şey oldu. Herkesin ilgisini çeken bir şey vardı, ama nedir, neydi? Neden her şey bir anda yoğunlaşmıştı?
Ve o an geldi… Güllü’nün çekildiğini öğrendim.
Ben de bir bakıma, belki de yıllardır Kayseri’de yaşamış bir insan gibi, o günü normal bir gün gibi geçirmeye çalışıyordum. Ama o gün, her şeyin farkında olamamıştım. O anın bir parçasıydım, ama bana sadece izlemek düşüyordu. Kayseri’de her şey çok güzel bir şekilde düzenli görünürken, aslında her şeyin birden değişeceğini tahmin edemezdim.
Bir Aşık Olmuş Gibi Hissettim
Güllü’nün ne zaman çekildiğini soran insanlar vardı, ama o kadar karmaşık ve duygusal bir olaydı ki, bir anlamda ben de Güllü’nün kaybolduğu o günü sorgulamaya başladım. İçimde bir eksiklik vardı, ama nedenini bilemiyordum. Tam da bir şehri terk etmeye karar veren ama bir türlü gitmeyen, o anı bir daha yaşayamayacak gibi hisseden biri gibi hissediyordum.
Ben de kaybolmuştum, Kayseri’nin tam merkezinde, ama ne zaman bulabileceğimi ya da kimin bu kaybolan parçamı bulabileceğini kestiremiyordum. Güllü’nün kaybolması bana, aslında ne zaman bir şeyin sona ereceğini bilmediğimizi, ama sona erdiğinde ne kadar derinden etkilendiğimizi düşündürdü.
Hayatın geri kalanını ne zaman anlayacağımı bilmiyorum, ama o kaybolan anlarımın, o kaybolan Güllü’nün, bir şekilde geriye dönmeye çalıştığını hissediyorum. Belki bir zaman sonra, belki de hep birlikte, o kaybolan günü bir daha yaşayacağız. Ama o kaybolan anın eksikliği, hayatın ne kadar sürükleyici, ama bir o kadar da karmaşık olduğunu bana her seferinde hatırlatıyor. O anı yaşarken, bir anda zamanın kaybolduğunu hissediyorum ve duygularım birbirine karışıyor.
Kaybolan Her Şeyin Sonunda Bir Gülüş Var
Bir anda Güllü’nün çekildiğini fark ettim. O zaman ne kadar boş bir alan varsa, o kadar dolu bir dünya varmış gibi hissettim. Kayseri’de her şey normaldi, ama ben o günü anlamadım. Güllü’nün kaybolan gününden sonra hissettiğim boşluk, bana her şeyin aslında bir yere kadar olduğunu gösterdi. Ama bir şeyler daha vardı… Bir anlam, bir beklenti ya da bir umut, Güllü’nün çekildiği o günden sonra kaybolmuş gibiydi.
Belki de asıl kaybolan, bana ne zaman bir şeyin biteceğini ya da nasıl bir şeyin eksik olacağını düşündüğümü düşündüren hissiyatımdı. Hayatın bir anlamı olur muydu, yoksa sadece bir dizi tesadüf müydü?
Bir Yavaşlama ve Bir Yeniden Başlama
Ve o kaybolan anın ardından, sabahın sonuna gelmiştik. Kayseri’nin o alışılagelmiş sabahı, bir anda normalleşti. Ama ben, hala o kaybolan günün etkisindeydim. Çevremde herkes hayatını normal bir şekilde yaşamaya devam ediyordu, ama ben bir kaybolan anın peşindeydim.
Belki de sadece hissettiğimiz anların kaybolduğunu düşündüğümüzde, kaybolan her şeyin sonunda, belki de bir gülüş olduğunu fark edeceğiz. Çünkü zamanla, kaybolan her şeyin, yeni bir başlangıca dönüştüğünü, hatta kaybolan her şeyin, bir şekilde geriye döneceğini düşünüyorum.
Ve belki de Güllü’nün kaybolduğu o an, hepimizin içinde bir parça bulmamız gereken yerdi. O an kaybolduğunda, belki de hepimiz aslında bir parçamızı kaybetmiştik.
Ama artık kaybolan her şeyin yerine, bir umut bırakmak gerektiğini düşünüyorum. O kaybolan parça, belki de en çok ihtiyacımız olan şeydi.
—
İşte Kayseri’de geçen o kaybolan günün ardından, hala kaybolan anların peşindeyim. Hâlâ Güllü’nün çekildiği günün anlamını çözmeye çalışıyorum, belki de her şeyin bir parçası olmak, kaybolan bir anın içinde olmayı gerektiriyor.