Kayseri’nin Sabahında Başlayan Bir Yolculuk
Merhaba! Erginplastik sayfasının bu haftaki konusu “Ertuğrul Kurdoğlu Anadolu Lisesi’ne hangi otobüs gider”. Umarız faydalı bulursunuz!
Sabahın erken saatleri… Kayseri’de hava her zamanki gibi keskin, biraz sert, biraz da içe işleyen bir soğuk taşıyor. Ceketimin yakasını kaldırıyorum, ellerimi cebime sokuyorum ama yine de üşüyorum. Üşümek sadece havadan değil aslında; içimde bir şeyler de eksik, bir boşluk var. O boşluğu doldurmak için bugün yola çıkmam gerektiğini biliyorum.
Bugün Ertuğrul Kurdoğlu Anadolu Lisesi’ne gideceğim. Aslında mezun olduğum okula değil, bir zamanlar hayalini kurduğum yere… Bir davet için değil, bir anıyı kapatmak için.
Ama asıl mesele şu:
Ertuğrul Kurdoğlu Anadolu Lisesi’ne hangi otobüs gider?
Bunu ilk kez düşündüğümde, o kadar basit bir soru gibi gelmişti ki. Ama Kayseri’nin sokaklarında kayboldukça anladım; bazı sorular sadece yön değil, insanın içini de değiştiriyor.
Bir Durakta Başlayan Kararsızlık
Otobüs durağında beklerken telefonuma bakıyorum. Harita açık ama sanki o bile kararsız. Parmaklarımı ekranın üzerinde gezdiriyorum, tekrar tekrar yazıyorum: “Ertuğrul Kurdoğlu Anadolu Lisesi’ne hangi otobüs gider?”
Cevaplar net ama içim değil.
Bir yandan 12 numaralı hattı söylüyor biri, bir yandan 135… Başka biri “tramvayla da gidersin” diyor. Ama hiçbir cevap bana doğru gelmiyor. Çünkü mesele sadece gitmek değil, nasıl gideceğimi seçmek.
Yanımda bekleyen yaşlı bir amca sigarasını yakıyor. Dumanı havaya karışırken bana bakıyor.
“Okula mı evlat?” diyor.
Bir an duruyorum. “Evet… ama artık öğrenci değilim.”
Gülümsüyor. “O zaman daha zor.”
O cümle içime işliyor. Daha zor. Çünkü artık sadece yolculuk yapmıyorum, hatırlıyorum da.
Otobüsle Gelen Hatıralar
Sonunda 12 numaralı otobüse biniyorum. Cam kenarına oturuyorum. Motor çalıştığı an, sanki şehir de uyanıyor.
Camdan dışarı bakarken Kayseri yavaş yavaş akıyor. Her durakta başka bir hayat, başka bir hikâye biniyor. Ama benim içimde tek bir hikâye var.
Ertuğrul Kurdoğlu Anadolu Lisesi…
Bu isim bile içimde bir şeyleri titretiyor.
Liseyi düşündükçe aklıma kantin sırası geliyor. Plastik tepsiler, çay kokusu, sınavdan çıkmış yorgun yüzler… Bir de o zamanlar hissettiğim umut. Her şeyin mümkün olduğuna inandığım o dönem.
Şimdi ise aynı yere giderken içimde garip bir kırılganlık var. Sanki geçmişimle karşılaşacağım.
Otobüs ilerledikçe içimdeki ses daha da yükseliyor:
“Gerçekten Ertuğrul Kurdoğlu Anadolu Lisesi’ne hangi otobüs gider?” diye sormak bu kadar zor olmamalıydı.
Ama benim için zor. Çünkü o soru sadece yön değil, geri dönüş.
Şehir Değil, Hafıza Değişiyor
Bir durak daha… Birkaç kişi daha inip biniyor. Herkesin yüzünde bir yerlere yetişme telaşı var. Sadece benimki duruyor.
Kayseri sokakları tanıdık ama yabancı gibi. Sanki yıllar içinde şehir yerinde kalmış ama ben değişmişim.
Otobüs ilerledikçe lise yıllarım gözümün önünde canlanıyor.
Sınıfta tahtaya kalkarken titreyen ellerim…
Sınavdan düşük aldığımda eve giderken hissettiğim o ağır sessizlik…
Ve bir de, en son gün… Mezuniyet.
O gün hiç bitmeyecek sandığım bir şey bitmişti.
Şimdi aynı okulun önüne gidiyorum. Ama bu kez öğrenci değilim. Belki de bu yüzden içim daha ağır.
Yanımdaki Boş Koltukla Konuşmak
Yan koltuk boş. Sanki biri orada oturmalıymış gibi hissediyorum.
Kendi kendime konuşuyorum içimden:
“Gerçekten ne bekliyorsun?”
Cevap yok.
Sadece camdan geçen görüntüler var.
Bir çocuk annesinin elini tutmuş yürüyor. Bir başka genç kulaklığını takmış, dünyadan kopmuş. Hepsinin bir yönü var. Benim ise yönüm var ama anlamım yok gibi.
Ertuğrul Kurdoğlu Anadolu Lisesi’ne hangi otobüs gider sorusu, artık sadece bir ulaşım sorusu değil. Sanki hayatımın bir dönemine nasıl geri dönebileceğimin sorusu.
İniş Yaklaşırken İçimdeki Fırtına
Bir süre sonra tabelalar değişiyor. Şehrin kenar mahallelerine yaklaşıyoruz. İçimde bir şey sıkışıyor.
Şoföre yaklaşan bir yolcu soruyor:
“Ertuğrul Kurdoğlu’nda inilecek durak burası mı?”
Kalbim hızlanıyor.
Şoför başını sallıyor: “Bir sonraki.”
İşte o an… sanki nefesim değişiyor.
Bir sonraki durak.
Hayatımda kaç “bir sonraki durak” oldu bilmiyorum. Ama bu farklı. Çünkü bu kez kaçmıyorum.
Okulun Önünde Duran Zaman
Otobüsten indiğimde hava biraz daha ılıman. Yürümeye başlıyorum.
Ve orada.
Ertuğrul Kurdoğlu Anadolu Lisesi.
Bina aynı. Ama ben aynı değilim.
Kapıya doğru yürürken ayaklarım ağırlaşıyor. Sanki her adımım geçmişe basıyor.
Okul bahçesinin demir kapısı, yıllar önceki gibi soğuk. Ama bana sıcak geliyor. Çünkü hatıralarım burada.
İçimden tekrar ediyorum:
Ertuğrul Kurdoğlu Anadolu Lisesi’ne hangi otobüs gider?
Cevap artık çok net: Hangi otobüs olursa olsun, insan kendini taşıyorsa gidiyor.
Bahçede Yankılanan Eski Sesler
Bahçeye giriyorum. Rüzgâr hafif esiyor. Ağaçların yaprakları birbirine sürtünüyor.
Sanki geçmiş konuşuyor.
Bir anda kendimi lise yıllarında gibi hissediyorum. O zamanlar burada oturup hayal kurardım. Büyük şehirler, başka hayatlar, farklı bir gelecek…
Ama hiçbir hayal bu an kadar gerçek olmamıştı.
Şimdi burada, büyümüş bir şekilde duruyorum. Ve içimde tek bir şey var: özlem.
Bir Öğretmenle Karşılaşma
Koridorda yürürken tanıdık bir yüz görüyorum. Eski bir öğretmen.
Beni tanıyor mu bilmiyorum. Ama ben onu hatırlıyorum.
“Hocam…” diyorum.
Bir an duruyor. Gözleri beni süzüyor.
“Tanıyamadım…” diyor.
Gülümsüyorum. “Zaman değiştiriyor insanı.”
Başını sallıyor. “Okul değiştirmez ama.”
İşte o cümle içime oturuyor. Okul değişmez.
Belki de bu yüzden buradayım.
İçimde Kalan Cümleler
Bir süre okulda dolaşıyorum. Her köşe, her duvar, her merdiven bana bir şey söylüyor ama hiçbirini tam duyamıyorum.
İçimde bir cümle büyüyor:
“Keşke daha farklı yaşasaydım.”
Ama hemen sonra başka bir cümle geliyor:
“Belki de böyle yaşamak gerekiyordu.”
İkisi de doğru gibi.
Geri Dönüş Yolunda
Sitemizden Önerilen: Kanser hastaları için hangi yöntem kullanılır ?
Okuldan çıkarken güneş biraz daha eğilmiş. Gölgeler uzamış.
Otobüs durağına doğru yürürken artık o soru bile değişmiş durumda.
Ertuğrul Kurdoğlu Anadolu Lisesi’ne hangi otobüs gider?
Artık biliyorum. 12 numara da gider, 135 de… hatta yürüyerek bile gidilir.
Ama asıl mesele otobüs değil.
Asıl mesele, insanın kendi geçmişine gitmeye cesaret edip edememesi.
Durağa vardığımda yine beklemeye başlıyorum. Ama bu kez beklemek farklı.
Çünkü içimde bir şey hafiflemiş gibi.
Şehir aynı şehir değil artık. Ben de aynı ben değilim.
Ama bir şey kesin:
Bazen bir otobüs, sadece bir yere değil, insanın kendine gider.
Erginplastik sayfamızı ziyaret ettiğiniz için teşekkürler. “Ertuğrul Kurdoğlu Anadolu Lisesi’ne hangi otobüs gider” hakkındaki düşüncelerinizi bizimle paylaşın!