İçeriğe geç

Beklemiş çeşme suyu içilir mi ?

Beklemiş Çeşme Suyu İçilir Mi? Bir Kayseri Gündüzü ve İçsel Bir Hesaplaşma

Kayseri’nin yaz sabahları, güneş yavaşça doğarken şehri bir başka renge boyar. Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte, şehrin dar sokakları, taş evleri ve pencerelerinden dışarıya sızan hayat, her zaman sakin bir ritimde akar. Ama işte o an, gözlerim pencerenin kenarından dışarıya baktığında, aklımda tek bir soru belirdi: “Beklemiş çeşme suyu içilir mi?” Bu sorunun basitliğinden, içinde yatan duygusal karmaşaya kadar kafamı meşgul eden bir soru haline gelmişti.

Bu sabah, Kayseri’nin o eski mahallelerinden birine, babamın çocukluğunun geçtiği sokağa doğru gitmem gerekiyordu. O mahalledeki eski çeşme, yıllardır aynı taşlardan su akıtan bir su kaynağıydı. Ancak bir sorum vardı, her zaman olduğu gibi: “O su içilir miydi?” O kadar çok yıllık bir geçmişe sahipti ki, çeşmeden akan suyun kokusu, ilk günkü gibi miydi? Yoksa zamanla, beklemek, değişen her şeyle birlikte, suyu da kirletmiş miydi?

Suyun Beklediği Zaman, Benim Beklediğim Duygular

Annemle geçen hafta sohbet ederken, suyun beklemesinin bile bir anlamı olduğunu söylemişti. “Beklemiş çeşme suyu içilir mi?” sorusunu tam olarak cevaplayamıyordum ama annemin sözleri aklımda yankı yapıyordu. Bu soruyu bir türlü soramadım ona, ama anlamıştım ki bu sadece bir su sorusu değildi. Beklemek, zamanın içinde kaybolan bir şeyler vardı. Yıllarca beklemek, insanın ruhunda birikenleri de bir şekilde içime alıyordu. Sadece bir suyu değil, tüm biriktirdiklerimi, hislerimi de. Biriktirilen duygular, zamanla yerini kirli bir suya bırakmış olabilir miydi?

Bu sorunun cevabını ararken, Kayseri’nin sıcak havası bir yandan içimi bunaltıyordu. O kadar uzak ve yabancıydı ki, zamanın beklediği gibi biriktirdiği her şeyin içindeki kokuyu hissedebiliyordum. Kendimi, yıllardır biriktirdiğim düşünceler ve duygular arasında kaybolmuş gibi hissediyordum. Acaba ben de beklemiş çeşme suyuna dönüşmüş müydüm? Bir zamanlar berrak ve saf olan duygularım, zamanla kirlenmiş miydi?

Eski Mahallede Bir Yürüyüş: Beklemek ve Değişim

Sabahın o sakin saatlerinde, babamın çocukluğunun geçtiği o eski mahalleye doğru yürüdüm. Taş evler, dar sokaklar, çocukların oyun oynadığı alanlar… Her şey yerli yerindeydi ama bir şey eksikti. Her zamanki gibi, mahalleli bana selam verirken, ben de hafifçe başımı eğerek geçiyordum. Ancak o eski çeşmenin olduğu yere geldiğimde, bir şeyler değişti. Çeşmenin başında, sular artık eskisi gibi berrak değildi. Kireç tutmuş taşların arasında, kirli bir su birikintisi vardı. Tıpkı yıllar boyunca beklemiş duygularım gibi.

Bir an düşündüm. Beklemiş çeşme suyu içilir miydi? Eskiden suyun berraklığı, ne kadar temiz olduğunu gösterirdi. Ama yılların birikintisiyle birlikte, su da kirlenmişti. Şimdi, bir anlamda bu suyu içmek, içimdeki biriktirdiğim duyguları tekrar tüketmek gibi geliyordu. Yıllar sonra, o suyu içmenin gerçekten güvenli olup olmadığını düşündüm. Tıpkı hayatımda biriktirdiğim duygular gibi, her şeyin değişip kirlenmesi, belki de duygularımın aslında zamanla içilmez hale gelmesi gibi.

Duyguların Kirlenmesi: Zamanın Acı Tatları

Eski çeşmeye bakarken, içimdeki bütün birikmiş hisleri düşündüm. Kayseri’nin o sıcak yaz gününde, belki de suyu içmektense, zamanla gelen acıyı içime almak daha doğruydu. Ya da belki, geçmişi geride bırakıp, yeni bir şeylere başlamak gerekirdi. Gerçekten de beklemiş çeşme suyu içilir miydi? Her şeyin bir zamanı vardı, ama biriktirdikçe, her şeyin içindeki saf tat kayboluyordu.

Ben de hayatımda bir şeyler beklemiş, biriktirmiştim. Belki de bu yılların ve duyguların birikintisiyle içimden geçenleri içemeyecektim. Su gibi berrak olan hislerimi kaybetmiştim. Bu da bana bir şeyler öğretti: Zamanla değişen her şey gibi, içindeki saf güzellikleri kaybetmişti. O eski çeşmenin suyu gibi, duygularım da bir noktada kirlenmiş, kötü bir hale gelmişti. Ama belki de bu, zamanın getirdiği bir gereklilikti. Her şeyin bir dönüşüm süreci vardı. Zaman, sadece suyu değil, insanı da değiştiriyordu.

Sonuç: İçilen Su ve Geçmişin Getirdikleri

O gün, çeşmenin başında durup suyu içmedim. Gerçekten içmek, belki de eski suyu içmek gibi bir şeydi. O su, artık kirliydi. Ama suyun beklemesi, tıpkı hayatımda beklediğim duygular gibi, kendi içinde bir anlam taşıyordu. Belki de hayat, her şeyin zamanla değişmesi gerektiğini ve bazen o değişimi kabul etmenin, geçmişin yüklerinden arınmanın bir yolu olduğunu gösteriyordu.

İçtiğimiz su, zamanla değişen bir şeyler gibi, geçmişin birikintisiyle karışmış olabilir. Ama belki de bu, yaşamın en güzel tarafıdır: Her şey bir noktada yeniden başlar. Belki de beklemiş çeşme suyu içilemez, ama hayatımızda beklemiş ne varsa, içinden bir anlam çıkarabileceğimiz bir ders vardır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort deneme bonusu veren siteler 2025
Sitemap
betexper güncelilbet yeni giriş adresibetexper