Erginplastik ekibi olarak “Kaç kızın olursa cennetliksin” konusunu sizlerle paylaşmaktan mutluluk duyduk. Sağlıklı ve mutlu günler!
Kayseri’de Bir Akşam ve İçimde Birikenler
Değerli Erginplastik okurları, bu makalemizde “Kaç kızın olursa cennetliksin” konusunda bilmeniz gereken her şeyi derledik.
Kayseri’nin akşamları bana hep biraz ağır gelir. Sanki hava bile insanın omzuna oturur, düşüncelerini aşağıya doğru çeker. Yirmi beş yaşındayım. Günlük tutmayı uzun zamandır bırakmadım; çünkü bazı şeyleri kimseye anlatamazsın, anlatırsan eksilir gibi olur.
O gün de defterimin sayfalarına eğilmişken annemin sesi mutfağın içinden geldi. Yemek hazırlanıyordu, evin içi tanıdık bir telaşla doluydu. Ama o cümle, sıradan bir akşamı bambaşka bir yere çevirdi.
“Kaç kızın olursa cennetliksin?”
Bunu öyle ciddi bir soru gibi değil, yarı şaka yarı sitemle söylemişti. Ama benim içimde bir şey yerinden oynadı.
Evdeki Sesler, İçimdeki Sessizlik
Evde üç kız kardeşim var. Ben ailenin tek erkek çocuğuyum. Çoğu zaman bunun ne anlama geldiğini düşünmezdim bile. Ama o gün, annemin söylediği cümleyle birlikte her şey daha görünür oldu.
Küçük kardeşim salonda telefonla uğraşıyordu. Ortanca olan mutfakta anneme yardım ediyordu. En büyük olan ise odasında ders çalışıyordu. Ben ise kendi içime kapanmış, yazdığım cümleleri silip tekrar yazıyordum.
Annemin tekrar sesi geldi:
“Senin kaç kızın olursa cennetliksin ha, farkında mısın?”
Gülümsedi. Ama ben gülmedim.
Çünkü o cümle, sadece bir şaka değildi benim için. Bir yük gibi geldi. Bir sorumluluk, hatta bazen başaramama korkusu gibi.
Defterimi kapattım.
O an fark ettim ki, hayatımda en çok sustuğum yer evin içiydi.
Çocukluğun Sessiz Koridorları
Çocukken kardeşlerim benim için hep korunması gereken bir şeydi. Bunu kimse öğretmedi bana. Kendiliğinden oldu.
Sokakta oyun oynarken biri onlara laf atsa, içimde tuhaf bir öfke yükselirdi. Eve geldiğimizde düşseler, dizleri kanasa, sanki benim de içim acırdı.
O zamanlar “Kaç kızın olursa cennetliksin?” gibi bir cümleyi anlamazdım. Ama şimdi dönüp baktığımda, o sorunun gölgesi çocukluğumun üstüne düşmüş gibi geliyor.
Bir gün mahallede bir çocuk kardeşime bağırmıştı. O an kendimi ondan büyük değil, sadece daha sorumlu hissetmiştim. Kavga etmedim ama içimde günlerce süren bir huzursuzluk kaldı.
Belki de o gün ilk defa büyümeye başlamıştım.
Kayseri’nin Soğuk Akşamlarında Düşünmek
Kayseri’de kış sert olur. Rüzgârın sesi bile insanın içine işler. O akşamlardan birinde, üniversiteden dönerken yürüyordum. Ellerim cebimdeydi, kulaklarımda müzik vardı ama aslında hiçbir şey duymuyordum.
Bir bankta oturup etrafı izledim.
İnsanlar geçiyordu. Herkes bir yere yetişiyordu.
Ben ise “Ben neye yetişiyorum?” diye düşündüm.
O sırada aklıma yine o cümle geldi:
“Kaç kızın olursa cennetliksin?”
Bu kez annemin sesi değil, içimde başka bir yerden gelen bir yankıydı.
Kendime kızdım.
Çünkü bu cümleyi sadece kardeşlerimle değil, hayatımda tanıdığım her kadınla birlikte düşünmeye başlamıştım.
Bir arkadaşım vardı üniversitede. Onunla çok konuşmazdık ama bazı günler göz göze geldiğimizde içimde garip bir huzur olurdu. Sonra bir gün şehir değiştirdiğini öğrendim. Kimseye söylemeden gitmişti.
O gün de aynı cümle kafamda dönüp durdu.
Bir Kayıp ve Boşluk
Hayat bazen insanı hazırlıksız yakalıyor.
Bir süre sonra kardeşlerim büyüdü. Evdeki sesler değişti. Artık çocukluk gürültüsü yoktu. Herkes biraz daha kendi içine çekilmişti.
Ben de kendi içime.
Bir zamanlar korumak istediğim şeyler, artık kendi yollarını çiziyordu.
Ortanca kardeşim bir gün bana sert bir şey söyledi. O an şaşırdım. Çünkü onu hep küçük görmeye alışmıştım. Ama o artık küçük değildi.
O gece odama kapandım.
Defterime uzun süre bir şey yazamadım.
Sadece şunu yazdım:
“Ben kimim ki herkesi korumaya çalışıyorum?”
İlk Aşkın Sessizliği
Bir zamanlar sevdiğim bir kız vardı. Adını burada yazmayacağım. Çünkü bazı isimler insanın içinde daha uzun yaşar.
Onunla yürürken konuşmazdık bazen. Sessizlik bile rahatsız etmezdi.
Ama sonra bir şey oldu.
Mesafe girdi aramıza. Mesajlar azaldı. Sesler kısaldı.
Bir gün bana sadece şunu yazdı:
“Benden beklediğin şeyler ağır geliyor.”
O an içimde bir şey kırıldı ama ses çıkarmadı.
Telefonu kapattım.
Uzun süre kimseyle konuşmadım.
Ve yine o cümle geldi aklıma:
“Kaç kızın olursa cennetliksin?”
O zaman bu cümle bana çok farklı bir anlam kazandı. Sanki sadece bir sorumluluk değil, aynı zamanda kaybetme ihtimalinin de adıydı.
Sorumluluk ile Kırılganlık Arasında
Büyüdükçe fark ettim ki, insan sadece koruyarak güçlü olmuyor.
Bazen korumaya çalıştığın şey seni yoruyor.
Kardeşlerimle konuşurken artık daha dikkatli oluyorum. Çünkü her biri kendi hayatının içinde farklı bir yere gidiyor. Ben ise onların yanında hâlâ “abi” olarak kalmak istiyorum.
Ama gerçek şu ki, kimse sadece bir rolün içinde yaşamıyor.
Bir akşam annem yine aynı cümleyi söyledi.
Bu kez daha yumuşak bir sesle:
“Kaç kızın olursa cennetliksin, biliyor musun?”
Ben bu sefer sustum.
Çünkü artık cevabım yoktu.
İçimdeki Çatışma
Kendi kendime çok defa kızdım.
Yeterince iyi bir abi miyim?
Yeterince anlayışlı mıyım?
Yeterince güçlü müyüm?
Ama her sorunun sonunda aynı yere geliyordum: Eksik.
Bir şey hep eksik kalıyordu.
Belki de mesele tamam olmak değil, eksik kalmayı öğrenmekti.
Bir gün defterime uzun uzun yazdım.
Kardeşlerim, annem, eski sevgilim, arkadaşlarım…
Hepsi aynı sayfanın içindeydi.
Ve o cümle yine oradaydı:
“Kaç kızın olursa cennetliksin?”
Bu kez bir soru gibi değil, bir aynaya bakar gibi yazdım.
Kayseri Gecesi ve Kendimle Yüzleşme
Gece olduğunda şehir susar.
Ama insanın içi susmaz.
Pencereyi açtım. Soğuk hava yüzüme vurdu. Uzakta bir köpek sesi vardı. Sokak lambasının altında titreyen ışık, sanki düşüncelerimi aydınlatıyordu.
O an anladım.
Ben kimseyi cennete taşımak zorunda değildim.
Ne kardeşlerimi, ne sevdiklerimi, ne de geçmişteki hayallerimi.
Sadece yanlarında yürümem yeterdi.
Bu düşünce garip bir şekilde içimi rahatlattı.
Sonunda Kalan
Tavsiye Ettiğimiz İçerik: Kaç karton sigara serbest araba ?
Bugün hâlâ günlük tutuyorum.
Ama artık her şey daha sakin.
Kardeşlerimle daha az konuşuyorum belki ama daha çok anlıyorum.
Sevdiğim şeyleri kaybetmekten korkmuyorum artık eskisi kadar.
Çünkü bazı bağlar kontrol edilmez, sadece yaşanır.
Ve o cümle…
“Kaç kızın olursa cennetliksin?”
Artık içimde bir baskı değil.
Bir hatırlatma gibi.
Sevmenin, korumanın ve bazen sadece orada durmanın bile yeterli olabileceğini hatırlatıyor bana.
Kayseri’nin geceleri hâlâ soğuk.
Ama ben artık o soğukta kendimle daha barışığım.