“Saygı nedir uzunca” konusunda doğru bilgiye ulaşmak isteyenler için kapsamlı bir içerik hazırladık.
Saygı Nedir Uzunca? İnsan İlişkilerinin Görünmeyen Temeli mi, Yoksa Yanlış Anlaşılan Bir Kavram mı?
Saygı nedir uzunca düşündüğümüzde, aslında hayatımızın her alanına dokunan ama en çok da konuşulurken içi boşaltılan kavramlardan biri olduğunu fark ederiz. Herkes saygıdan bahseder. Aileler çocuklarından saygı bekler, çalışanlar yöneticilerinden saygı görmek ister, insanlar sosyal medyada “saygı çerçevesinde tartışalım” der. Fakat iş uygulamaya gelince işler biraz karışır.
Çünkü çoğu insan saygıyı yanlış anlıyor.
Bana göre saygı, birini sevmek zorunda olmadan onun insanlığını kabul edebilmektir. Aynı fikirde olmak değildir. Her söyleneni onaylamak hiç değildir. Hatta bazen gerçek saygı, karşımızdaki kişinin düşüncesine katılmadığımızı dürüstçe söyleyebilme cesaretidir.
Bugün toplumda sık gördüğüm bir problem var: Saygı ile itaat birbirine karıştırılıyor. Büyük biri konuştuğunda susmak, güçlü biri bağırdığında geri çekilmek, makam sahibi birinin her dediğini kabul etmek çoğu zaman “saygı” olarak anlatılıyor. Oysa bu bazen sadece korkudur.
Korkunun olduğu yerde gerçek saygıdan bahsetmek zordur.
İzmir’de günlük hayatta, sosyal medyada veya arkadaş ortamlarında bu konunun ne kadar tartışıldığını görmek mümkün. İnsanlar kendilerine saygı duyulmasını istiyor ama karşı tarafa aynı alanı bırakmakta zorlanıyor. Herkes kendi fikrinin özgürce ifade edilmesini savunuyor fakat sıra başkasının fikrine geldiğinde “ama o da çok saçmalıyor” noktasına hızlıca geçiliyor.
Peki gerçekten saygı nedir?
Saygı nedir uzunca? Sadece nezaket mi, yoksa daha derin bir değer mi?
Saygı, en basit haliyle bir kişinin varlığını, sınırlarını, düşüncelerini ve değerini dikkate almaktır. Ancak bu tanım bile günümüzde tartışmalıdır.
Çünkü bazı insanlar saygıyı sadece görgü kurallarıyla sınırlar.
“Merhaba demek.”
“Teşekkür etmek.”
“Yaşça büyüklerin yanında düzgün davranmak.”
Bunlar elbette saygının parçalarıdır. Fakat saygı sadece kibar cümlelerden ibaret değildir. Birine güzel sözler söyleyip arkasından sürekli küçümsemek gerçek saygı değildir.
Saygının daha zor kısmı, kişinin karşısındakini kendisi gibi düşünmeye zorlamamasıdır.
Bazen sosyal medyada iki insanın tartışmasını izliyorum. Başlangıçta konu hakkında fikir alışverişi var. Beş dakika sonra herkes karşı tarafın karakter analizini yapmaya başlıyor.
“Bunu düşünüyorsa kesin cahildir.”
“Böyle konuşuyorsa kesin kötü biridir.”
İşte burada saygı kayboluyor. Çünkü artık fikir tartışılmıyor, insan hedef alınıyor.
Bir düşünceyi eleştirmek kolaydır. Bir insanı anlamaya çalışmak ise daha fazla emek ister.
Saygının güçlü yönleri: Neden vazgeçilmezdir?
Saygının en güçlü tarafı, farklı insanların aynı ortamda yaşayabilmesini sağlamasıdır.
Hepimizin aynı düşünmesini beklemek gerçekçi değildir. Zaten herkes aynı düşünseydi hayat oldukça sıkıcı olurdu. Bir kafede oturup herkesin aynı cümleyi kurduğu bir ortam düşünün. Muhtemelen birkaç gün sonra herkes kaçacak yer arardı.
Farklılıklar hayatın hareket noktasıdır.
Saygı güven oluşturur
Bir ilişkide sevgi önemli olabilir ama güven olmadan uzun süre devam etmek zordur. Güvenin temelinde ise çoğu zaman saygı vardır.
Bir insan sizin fikirlerinize katılmasa bile sizi dinliyorsa, sınırlarınızı gözetiyorsa ve sizi küçümsemiyorsa orada sağlıklı bir iletişim oluşur.
Özellikle arkadaşlıklarda bunu çok net görmek mümkün.
Bazı arkadaşlıklar yıllarca sürer çünkü insanlar birbirinin her özelliğini sevdikleri için değil, birbirine değer verdikleri için devam eder.
Saygı gelişimi destekler
Bana göre saygının en güzel taraflarından biri budur.
Saygı duyulan bir ortamda insanlar hata yapmaktan daha az korkar. Çünkü eleştirilirken aşağılanmayacağını bilir.
Bir iş yerinde çalışanına sürekli bağıran yönetici kısa vadede kontrol sağladığını düşünebilir. Ancak uzun vadede çalışanlar fikir söylemekten kaçınır. Kimse yeni öneri getirmez, kimse risk almak istemez.
Çünkü insan kendini değersiz hissettiği yerde katkı sunmak istemez.
Saygı kişisel özgürlüğün temelidir
Saygı, “sen benim gibi ol” demek yerine “sen kendin olabilirsin” diyebilmektir.
Kıyafet tercihi, yaşam tarzı, düşünce biçimi veya kişisel seçimler konusunda insanların alanına müdahale etmemek modern toplumun temel gerekliliklerinden biridir.
Elbette her davranış kabul edilmek zorunda değildir. Ancak her farklılık da saldırı sebebi değildir.
Saygının zayıf yönleri: Her saygı gösterisi gerçekten saygı mı?
Saygı kavramının güzel tarafları olduğu kadar yanlış kullanıldığı alanlar da var.
Bazen toplumda “saygı” kelimesi eleştiriyi susturmak için kullanılıyor.
Bir kişi güçlü bir konumdaysa veya yaşça büyükse ona soru sormak ayıp kabul edilebiliyor.
Ama burada önemli bir soru ortaya çıkıyor:
Bir insan yaşça büyük olduğu için otomatik olarak haklı mı olur?
Bir makam sahibi olduğu için her davranışı kabul edilmeli mi?
Bence hayır.
Gerçek saygı, insanlara ayrıcalık tanımak değil; insanlara insan oldukları için değer vermektir.
Saygı adı altında sessizlik beklemek
Bazı ailelerde veya kurumlarda şöyle bir anlayış vardır:
“Büyüklerin yanında konuşulmaz.”
“Patrona cevap verilmez.”
“Öğretmene karşı gelinmez.”
Bu yaklaşımın bazı kültürel değerleri olabilir fakat aşırıya kaçtığında sorgulamayan bireyler ortaya çıkarabilir.
Saygı, kişinin sesini tamamen kapatmak değildir.
Bazen en büyük saygı, yanlış gördüğümüz bir şeyi uygun şekilde dile getirebilmektir.
Saygının korkuyla karıştırılması
Toplumda sık yapılan hatalardan biri de budur.
Bir kişi güçlü olduğu için herkes ona karşı dikkatli davranıyorsa bu her zaman saygı anlamına gelmez.
Bazen insanlar sadece sorun yaşamamak için geri durur.
Sessizlik her zaman onay değildir.
Gülümsemek her zaman memnuniyet değildir.
Baş eğmek her zaman saygı değildir.
Bunları birbirinden ayırmak gerekir.
Sosyal medyada saygı neden bu kadar zor?
Bugün saygı kavramının en çok sınandığı yerlerden biri sosyal medya.
İnsanlar ekran arkasında çok daha sert konuşabiliyor. Yüz yüze söylenmeyecek cümleler birkaç saniye içinde yazılabiliyor.
Bunun ilginç tarafı şu: Herkes saygısızlıktan şikâyetçi ama herkes bazen küçük bir paylaşımla bu döngünün parçası olabiliyor.
Bir haberin altında yorumlara bakın. İnsanlar çoğu zaman bilgi paylaşmaktan çok birbirini yenmeye çalışıyor.
Ama tartışmanın amacı gerçekten kazanmak mı olmalı?
Bir tartışmada karşı tarafı susturduğumuzda gerçekten haklı mı oluruz?
Yoksa sadece daha yüksek ses çıkaran kişi mi oluruz?
Bence modern çağın en büyük saygı sınavlarından biri şu: Karşımızdaki insanı sevmediğimiz halde ona insan gibi davranabilmek.
Saygı nedir uzunca? Günlük hayatta nasıl gösterilir?
Saygı büyük hareketlerden çok küçük davranışlarda ortaya çıkar.
Birinin sözünü kesmemek.
Dinlerken gerçekten dinlemek.
Farklı düşünene hemen saldırmamak.
Birinin sınırlarını anlamak.
Hata yapan birini küçük düşürmeden uyarmak.
Bunlar basit görünebilir fakat günlük hayatta uygulanması düşündüğümüz kadar kolay değildir.
Çünkü saygı, sadece karşımızdaki kişinin hak ettiği zaman gösterdiğimiz bir davranış değildir. Asıl mesele, bizim sinirlendiğimiz anda bile bunu koruyabilmemizdir.
Kolay zamanda herkes saygılı olabilir.
Zor zamanda kim olduğumuz ortaya çıkar.
Gerçek saygı karşılıklı bir dengedir
Saygı tek taraflı çalışan bir sistem değildir.
Sürekli saygı bekleyip karşılığında küçümseyici davranmak mümkün değildir.
Bir ilişkide, ailede, iş yerinde veya toplumda sağlıklı bir düzen için karşılıklı değer verme gerekir.
Bence günümüzde en çok ihtiyacımız olan şeylerden biri şu ayrımı yapabilmek:
Saygı duymak, her şeyi kabul etmek değildir.
Sınır koymak, saygısızlık değildir.
Eleştirmek, düşmanlık değildir.
Farklı olmak, tehdit değildir.
İnsanlar arasındaki ilişkiler ancak bu anlayışla daha sağlıklı hale gelebilir.
Saygı nedir uzunca sorusunun tek cümlelik cevabı belki de şudur: Saygı, karşımızdaki kişinin bizimle aynı olmak zorunda olmadığını kabul ederek ona değer verebilmektir.
Çünkü gerçek medeniyet, herkesin bizim gibi düşündüğü yerde değil; bizim gibi düşünmeyen insanlarla nasıl iletişim kurduğumuz yerde başlar.
Umarız “Saygı nedir uzunca” ile ilgili aklınızdaki sorulara yanıt bulabildik. Erginplastik ekibinden sevgilerle!
İlgili Makale: Savcının üstü kim ?